53 yıllık Esad zulmü ve 61 yıllık Baas rejimi resmen Suriye’de son bularak ülkenin asıl sahiplerinin ülkeyi yöneltmelerinin yolu açıldı.
Yıllarca kendi halkına resmen katliamlar yaparak zulüm eden Beşşar Esad son yapılan çağrılara kulak vermeyerek adeta kendi sonunu hazırladı.
Muhalefetin İdlib’den başlatmış olduğu hürriyet ve bağımsızlık mücadelesi kimsenin tahmin etmediği bir şekilde 12 günde sonuçlanarak muhalefetin büyük bir başarısı ile sonuçlandı.
Görünürde muhalif güçlerin sahada ön planda olmalarına rağmen Türkiye’nin geri planda yaptığı etkin siyasi ve askeri destekler sürecin daha hızlı gitmesine neden oldu.
Şunu emin bir şekilde söyleyebiliriz; bu savaşın birinci kazananı Suriye halkı, ikinci kazananı da Türkiye’dir.
Kaybedenlerine gelince; en fazla zarar gören İran ardından da Rusya diyebiliriz.
İran’ın gerekli müdahaleleri yapamaması ve sahada yer alan kurmay güçlerinin gerekli direnişi gösterememesi Suriye’den tamamen silinmelerine neden olmuştur.
Artık İran’ın Suriye üzerinde hiçbir hesabı, hiçbir planı kalmamıştır.
Rusya ise Lazkiye bölgesinde elinde kalan yerleri anca koruyabilmiş, savaşın tarafı olmamıştır.
En son Halep’in ele geçirilmesi muhalif savaşçıların motivasyonunu artırmış adeta savaşın nereye evrileceğini göstermiştir.
Hama ve Humus’ta rejim güçlerinin fazla bir varlık gösterememesi Esad’ın sonunu getirmiştir.
Türkiye ise PKK ve PYD’ye ait bölgelerde elde ettiği başarılarla başta Fırat’ın batısı olmak üzere Tel Rıfat ve Mümbiç’i temizleyerek Türkiye’ye gelebilecek tehlikeleri de bertaraf etmiş oldu.
Şu an Suriye halkı birinci aşamayı geçti.
Bundan sonra ikinci ve üçüncü aşamalar nasıl gerçekleşecek bunları göreceğiz.
Özellikle ülkenin siyasi yapısının nasıl oluşacağı, muhalefetin verdiği taahhütleri yerine getirip getirmeyeceği merak konusu.
Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim; yıllarca otoriter bir yapının altında zulüm ile yaşayan bu halk ellerine geçen bu fırsatı çok iyi değerlendirecektir.
Yaptıkları açıklamalar ve sahada ki uygulamalar bunu gösteriyor.
Ele geçirilen bölgelerde hiçbir taşkınlığın olmaması, kamu binalarının korunmasına yönelik çağrıların yapılması durumun onlar açısından ne kadar ciddiye alındığını göstermektedir.
Siyasi yapının tamamlanmasından sonra hızlı bir şekilde askeri yapının da tamamlanması gerekir.
Çünkü güneyde İsrail gibi bir tehlike duruyor.
Ve bu tehlike Suriye’deki gelişmeleri an be an takip ederek atacağı adımların hesabını yapıyor.
Güçlü bir Suriye ve ona bağlı bir ordu İsrail’in işine gelmeyecektir.
Bu nedenle Suriye milli ordusu ne kadar hızlı toparlanır ve gerekli eksiklerini tamamlarsa içerideki ve dışarıda ki risklere karşı daha şiddetli cevaplar verebilir.
Şu ana kadar olanlar tamamen Türkiye’nin istediği gibi cereyan etmektedir.
Sınır boyunca terörden temizlenmesi ve Türklerin olduğu bölgelerin yeniden ele geçirilmesi tam da bizim istediğimiz durumlardır.
Bu nedenle arka planda verdiğimiz destekler de azımsanmayacak kadar az değildir.
Bundan sonraki süreç tamamen Suriye halkının kendi elindedir.
Bir daha kendilerine zulüm yağdıran bir yönetime ve idareye izin vermeyeceklerdir.
Selam ve dua ile Allah’a emanet olun.





