Her iki soru, Irak Türkmeni dostlarımızdan geldi. Endişelerinde ve Suriyeli Türkmen kardeşlerimizi ikaz etmede haklılar…
Onların dediği gibi;
Amerika’nın ve İngilizlerin bir bölgede hesabı planı var ise, önce o bölgede bir kargaşanın çıkarılması gerekiyor.
Hatırlarsanız, ABD de; Irak ve Libya’da planlayarak önce bu bölgelerde çatışma ortamı yarattılar. Sonra etnik gruplar arasında nifak tohumu ektiler. Çünkü istikrar onların işlerine gelmez.
Endişelenen Irak Türkmeni dostlar da haklı olarak Amerika’nın şimdi de Irak ve Libya’da yaptıkları gibi son darbeyi vurmak için plan dahilinde “çatışma ortamı” yarattıklarını düşünüyorlar.
Haklılık payı var elbette. Çünkü ABD için Suriye’nin konumu Irak ve Libya’dan daha önemli…
Hatırlarsınız her şey vaat edilmişti, Irak Türkmenleri el üstünde tutuluyordu. Washington’da, Londra’daki toplantılara davet ediliyorlardı.
Sonra ne oldu?
Peşmergeleri saflarına çektiler. Arka sokaklardan İsrail’i sahaya sürdüler. Türkmenler ise devre dışı bırakıldı, Irak Türkmenleri kaderleri ile baş başa bırakıldı. Masa başlarında “piyon” olarak kullanılan, onları tabiriyle “her daim ödünç taşı olarak oynatılan” Türkmenlerin içlerine her türlü nifak aşılandı, çıkarlar uğruna susturuldular, boyun eğdirildiler. “Akıncılar” ortadan kaldırıldı. Anayasal hak ve hukukları ellerinden alındı.
Irak Türkmenlerinin bugünkü durumu ortada… Yetkileri yok, koruyan “akıncıları” yok… Haşdi Şabi Türkmen Gücü de yok…
Tüm bunları yaşayan Irak Türkmenleri; haklı olarak “Suriyeli Türkmenlerin kaderi Irak Türkmenlerin kaderine benzemesin” diye dua ediyorlar…
“Ankara”, Irak ve Libya deneyimlerinden ders çıkararak, yeni bir stratejik planlamalar yapmalı, bölgede Türkmenlere ve Türkmenler ile birlikte hareket eden Arap aşiretlerine sahip çıkmalıdır…
Kerkük’e, Telafer’e, Bayır-Bucak’a, Çobanbey’e sahip çıkmak, Anadolu’ya sahip çıkmak demektir!!!
ismailcengiz999@gmail.com





