Özellikle son iki yıldır, finansman sorunları ve küresel rekabet bazı işletmelerin faaliyetlerini sınırlamak zorunda kaldı.
Bu da yerel ve küresel dinamiklerin 2025’in zorlu bir yıl olacağını gösteriyor.
Kurumsal şirket yönetimleri enflasyon ve yüksek maliyetlerle, maliyet yönetimine daha çok odaklanılacağını gösteriyor.
Fakat sıkıntı şu, sermayesi olmayan şirket ya da küçük esnafın sorunları daha da gün yüzüne çıkacak.
Ülke ekonomisinin omurgası olan küçük esnaf özellikle 2024 yılının son altı ayında yüksek kiralar yüzünden küçük esnafın birçoğu ya kepenk kapattı, ya da daha da küçüldü.
Yüksek faiz, güçlü sermayesi olan şirketleri de faize yöneltti.
2009 Yılında Amerika’da başlayan mortgage krizi küresel şirketlerde maliyet yönetimini kaçınılmaz yaptı.
Küresel krizlere karşı şirketler pozisyonlarını maliyet yönetimleri ile korumaya aldı.
Maalesef ülkemizde bir türlü kurumsal olmayan şirketler eski usul ve babadan dededen görme alışkanlıklarını bırakamadı.
Malum O büyük küresel kriz için, zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan “ kriz bizi teğet geçti“ demişti.
Aslında teğet geçmedi, deldi geçti.
Mortgage krizi ticarette yeni bir dönemi başlattı. Bu yeni küresel düzeni ve krizleri okuyabilen ayakta kaldı ve güçlenmeye devam etti.
Neydi bu yeni küresel dünya düzeni ;
Eski dünya düzeninde tüccar Ahmet amca 5 liralık sermayesi ile 15 liralık borçlanarak dükkanına mal alırken,
Şimdi 20 lira sermayesinin 10 lirasıyla mal alıp, kalan 10 lirasını ihtiyaç akçesi olarak kenarda tutması gerekiyor.
Günümüz yüksek enflasyonu, yüksel kiralar, yüksek vergiler karşısında iyi bir maliyet yönetimi ile anca ayakta kalabilir.
Yüksek enflasyon şirketlerin öngörülemez maliyetleri ile hem de hane halkının alım gücünü olumsuz etkilemeye devam ediyor.
Ülkemizde birçok şirket işin kolayına kaçıp, maliyetleri düşürmek için ilk aklına gelen personel azaltımına gidiyor.
Zira hükümetlerde işin kolayına kaçıp yüzbinlerce atama bekleyenlere kadro açmayarak, üstüne üstelik vergi silahına sarılıyor.
Halbuki küresel ticaret kurallarına entegre olabilsek birçok sorun ortadan kalkacak.
En önemli sermaye insan kaynakları, bu göz ardı edildiği sürece sermayede bir anlam ifade etmeyecektir.
Toplumdaki gelir adaletsizliğinin giderilmesi, sosyal devlet sosyal refahı getirir.
Toplumun buna çok ihtiyacı var.





