2024 Yılının son makalesinde size müjdeler verelim.
Birincisi Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek “orta gelir sınıfındayız, ama bir iki yıl içerisinde zenginler kulübüne girebiliriz” dedi .
Yaşasın nihayet artık zengin oluyoruz.
Bir iki yıl daha dişimizi sıkarsak bizim emeklilerimiz de artık Avrupa gezilerine, dünya turlarına çıkabilecek.
İkinci müjde yine Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten, Ekonomik Büyüme ve Enerji Geleceğin Ekonomisini Şekillendirmek temasıyla düzenlenen IICEC Konferansında Dezenflasyonun devam edeceğini ciddi bir düşüşün olduğunu 2025 yılında daha hızlı düşeceğini söyledi.
Şimşek konuşmasında ayrıca cari açıktaki iyileşmenin geçici olmadığını belirterek “Orta vadede cari fazlaya geçebiliriz” dedi.
Ve Üçüncü müjdeyi de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan verdi.
Erdoğan Yılın son meclis grup toplantısında asgari ücretliyi enflasyona ezdirmedik dedi.
Ha bu arada enflasyon Yüzde 45, asgari ücrete zam yüzde otuz kimse bu hesaptan bir şey anlamadı.
Neyse belki de Cumhurbaşkanına enflasyonun yüzde 30 olduğu söylenmiştir.
Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir başka müjde olarak yılın son kabine toplantısında enflasyonun hissedilir düşüşünün devam edeceğinin müjdesini de verdi.
Evet doğru bu hedeflenen enflasyon düştü düşüyor, düşecek inşallah.
Fakat birde reel enflasyon var, oda gerçek piyasa enflasyonu olan halkın enflasyonu.
Çarşı, pazar, bakkal, kasap, manav da gerçekten fiyatlar hissedilir bir şekilde düşüyor mu ?
Hedefler ile gerçekleri maalesef ayırmamız gerekiyor.
Ortada apaçık bir dengesizlik var.
Yıllık enflasyon yüzde 45 ortalama kira artış oranları yüzde 60, gıda enflasyonu ortalama yüzde elli ile altmış oranında.
Tuhaf bir şekilde 24 Aralık Salı akşamı 20,30 da Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan bakanlıkta toplantı yapıyor 20,35 de asgari ücreti yüze 30 zamla 22 bin 104 lira olarak açıklıyor.
Bakan o kadar hızlı ki 5 dakika içinde bütün taraflarla bir araya gelip pazarlık sonucu hakem olarak yüzde 30’ luk bir orana imza atıp kamuoyuna ilan ediyor, tek başına dev kadro maşallah.
Ortada, ne işçi temsilcileri, var, ne de seçilen işçi sendikaları var.
Sadece eline tutuşturulmuş bir rakam var.
Olmadı sayın bakan olmadı. Madem böyle yapacaktınız niye bir ay boyunca oyalama taktiği uyguladınız.
Kamuoyunu neden meşgul ettiniz.
Adalet ve Kalkınma Partisi keşke adil olup işveren desteğini Yüzde 42’ ye yükseltip emekçiye de Yüzde 30 yerine yüzde 42 uygulasaydı.
Açlık sınırında olan bir asgari ücret, yiğidi kuru soğana muhtaç etmek demektir.
Büyüyen ekonomiye, güçlü Türkiye’ye, bir iki yıl içinde zengin olacak bir ülkeye, Merkez Bankası rezervleri tarihi rekor kıran bir ülkeye bu asgari ücret yakışmadı.
Bu uygulama sermayeye destek emeğe külfet getirmiştir.
Yıllara göre dolar bazında elbette artış olmuştur. Yeni Asgari ücret 628 dolarlara çıkmıştır. Fakat satın alma gücü kalmamıştır.
Bunu şöyle açıklayalım.
Örnek ; Mısırda asgari ücret 200 dolar. Mısırdaki asgari ücretli büyükşehirlerde kirasını ödeyebiliyor 4 kişilik bir aileye asgari bakabiliyor.
Ülkemizdeki 628 dolar sadece kirayı ödeyebiliyor, asgari ücretli kendisine bile bakamıyor.
Bırakın zengin olmayı hiç değilse bir asgari ücretli kirasını verebilsin, bir de kendine bakabilsin.
Bırakın aileye bakmayı, henüz bu şartlarda kimse evlenip te aile bakmaya cesaret edemez.
Umut fakirin ekmeği olduğuna göre, umutlar bir iki yıl sonrasına zengin olma hayaline kaldı.





