Şahit olduklarımız, yaşamadan yanmaya vesile oldu. Öyle bir çağa geldik ki her gün daha kötüsü olamaz dediğimiz zalimliklere şahit olduk. Oluyoruz…
Yüreğim acıyor. Sanki kalbimin her yeri bir diken tarlası. Canımı yakan her haber benden kilometrelerce uzakta olan canların acısıyla dolu. Kanıyor. Canım yanıyor. Elimden bir şey gelmeden, günlük hayatlarımıza devam etmek zorunda kalıyoruz. Hatta bu zalimlikleri gördükten sonra gülmeye devam edebiliyoruz. Edememekte ayrı bir problem olurdu gerçi ama … Karmakarışık acılar ve duygular sarıyor beni.
Ne yapacağımı şaşırdım. Hüzün ve umut kardeşmiş. İkisi birden büyüyor içimde. En çok acı. Ben evimde sıcacık yatağımda şımarıklık olarak söylendiğim her şeyin utancını yaşıyorum. Her ay düzenli gitmek zorunda olduğum onkoloji koridorları, almak zorunda olduğum büyük yan etkili ilaçların zorluğunu görmüşüm ; üstelik şükürlü halim diye bildiğim bir haleti ruhiyem var zannediyorum. Ah diyorum bu ilaçlar beni nasılda zorluyor. Ya artık hastaneye gelmek beni yoruyor. Ah benim akıllanmaz nefsim. Sen bunları zulüm mü sandın. Bunlar zorluk mu? Hani bakamadığın görüntüler, dinlemeye bile cesaret edemediğin hikayeler var ya onlar ne peki…
Sus sus Allah aşkına sus. Bir hastanın hastalığına çare bulma ümidi bile güzel. Bir hastalığı olduğunu bilmek bile. Bazı şeylerin hastalıktan yok olması bile nimet, bu zalimlerin yaptıklarını duyunca her şeyin nimetliğini görüyorsun.
Artık hiç söylenmemeye gayret etsem de ağzım, daralan ruhuma paralel olarak açılıyor. Sus İmrane sus şu söylenmek için ağzını açtığın iş senin nimetin. O zorluk ve kolaylık her ne varsa her şey ama her şey…
SEDNAYA kulaklarımı yırtarak kalbime saplanan bıçak gibi yakıyor canımı. Bir hapishane. Hapishane bile yanında masum kalır. Canavarların mülkü. Mazlum kanı ve etiyle beslenen canavarlar. Allah'ım bu uzaktan şahit olduklarıma ben dayanamazken. Yıllarca buna dayanmış o insanlar. Yok olmuş yıllar, hayatlar, akıllar…
Aklım almıyor, kalbim acıyor…
Artık şımarıklık gibi geliyor kanser tedavisinin zorluğundan bahsetmek. Hastaneye gitmenin lütfunu göremeyecek körlük benim sağa sola sertçe çarpıyor.
Allah'ım neden böyle diyemem. Elbet Rahmetin inananların ve mazlumların içindir bilirim. Sen bilirsin hepsinin içindeki ilahi varoluş gayesini. Vardır elbet … Vardır…
Öyle acıyor ki kalbim. Susmayı ve harekete geçmeyi öğretiyor bana. İmanın hakikati ve kuvveti beni bulsun sarsın. Ve hiç aklıma gelmeyecek bir sevinç su serpiyor ruhuma. Cennetin varlığı ile orada herkesin en güzeliyle sonsuz yaşayacağı. Bir sevinç daha var sonsuz cehennemin varlığı. Bir gün cehennemin varlığına bu kadar sevineceksin deseler inanmazdım. Ama gerçekten yürekten söylediğim bir söz var ki '' Katiller için yaşasın cehennem''





